AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» 21 ONLİNE FİLM İZLE
Cuma Tem. 02, 2010 12:53 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» AŞK DERSİ ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:51 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» KASABANIN YENİSİ ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:44 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» DOĞMAMIŞ ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:41 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» KÖR NOKTA ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:39 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» GERİLİM HATTI ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:34 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» SİZİ SEVİYORUM ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:31 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» KIZLAR BİRLİĞİ ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:28 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» ROMANTİK KOMEDİ ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:24 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» KAMPÜSTE ÇIPLAK AYAKLAR ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 12:55 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» METRODAN KAÇIŞ ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 12:48 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En iyi yollayıcılar
SoNBaHaR (121)
 
`KaЧıp GüL (45)
 
BoRa (39)
 
ExTRa_CaRaMeL (24)
 
iDiL (16)
 
Swarthy" (4)
 
qhYSeM (1)
 
Asli (1)
 
Lucky Star (1)
 

Paylaş | 
 

 ÜnLü KarikatüristLer

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
`KaЧıp GüL
Admin
Admin



MesajKonu: ÜnLü KarikatüristLer   Paz Mayıs 23, 2010 8:22 pm

Altan Erbulak ( 01.11.1929)- (1988)
(1929-1988) Karikatürist Oyuncu - Gazeteci - Şovmen
Altan Erbulak 11 Kasım 1929'da Erzurum'da doğdu.Annesi,dini bütün bir ev kadını,sevecen ve hoş görülü. Babası Binbaşı .Altan'nın çocukluğu,babasının atanması ile ilgili olarak,Anadolu'nun muhtelif şehirlerinde geçti. İlk okulu hemen her yılını farklı okullarda okudu.Alıştığı arkadaşlarından kopmak onu çok üzüyordu. Orta okulu Bakırköy orta okulunda bitirip,Işık Lisesi'ne yazdırıldı.(Anılarında Işık Lisesi'nden ve çoçuklu- ğundan detaylı olarak bahis ediyor.Lütfen bakınız.)Işık Lisesi'nde başarısız olup,Akademinin resim bölümü- Ne kayıt oldu.Akademiyi bitirmeden onbaşı olarak askere gitti.Altan'nın babası da resim yapardı. Babası emekli olduktan sonra Bakırköy'de,Kartal Tepe Mahallesi Muhtarı oldu.Zengin değillerdi ama iki çocuklarını örselenmeden büyütmeyi başardılar.Altan'nın Bilgi adında bir kız kardeşi var. Bakırköy'de oturlarken Münir Özkul,Sadri Alışık ve Altan Karındaş ile,trende gidip gelirken skeçler oynar Komiklikler yaparmış.Aile arasında da tuhaflıklarını zevkle izlerlermiş.Sahneye ilk defa 1955 yılında cep Tiyatrosunda amatör olarak çıktı.aynı. yıl Altan Aşkın'la evleniyor.Kızı (altan) Ayşe Erbulak doğuyor (Ayşe bir Norveç'li evli orada yaşıyor.)1957 yılında Haldun Dormen'le tanışıyor.Bir kereliğine Küçük Sahne'de Dormen Tiyatrosu'nda Erol Günaydın ile Teyzesi adlı oyunda,kel bir uşak oynuyor ve bir daha tiyatrodan Kopamıyor.
1962 yılında Dormen Tiyatrosunda "Ayı Masalı"adlı oyunda tanışarak Füsun Şahin'le 21 Şubat 1964 te ikinci evlliğini yaptı. Bu evliliğinden 20 Ekim 1975 te Seviç Erbulak doğdu. (Şehir Tiyatrosu sanatçısı ,oda babasının yolunda dizilerde oynuyor,ödüller alıyor.) 1970 yılına kadar Dormen Tiyatrosunda profesyonel olarak çeşitli roller oynadı ve bu arada birçok oyun yönetti. Misafir olarak Münir Özkul tiyatrosun'da,1969'da İstanbul Devlet Opera Balesi'nde konuk oyuncu olarak Güngör Dilmen'in baş yapıtlarından Midas'ın Kulakları'nda 'Berber Başını' oynadı.Bir iki ay sonra Kültür Sarayı yandığında,Taksim meydanında bir saat yangını ağlayarak izledi.Onu birde yıllar sonra babasının ölümüyle oğullarının doğar doğmaz ölmeleri ağlattı.Bunun dışında limonu limonata yapan,son derece neşeli,anlayışla bir kimlik sergiledi.Pembe gözlüklüydü ama her şeyi içine attı.
1971-1979 yılları arasında Metin Serezli ile birlikte Koca Mustafa paşa Çevre Tiyatrosu'nu kurdu.Buradaki bütün oyunlarda rol alıp,bir kaçını da yönetti.Ünlü bir ikilinin o yıllarda Beyoğlu-Şişli dışında tiyatro açması ilk defa gerçekleşiyordu.İkinci bir ilk ise "Yüzsüz Zühtü" Kandemir Konduk'un oynanan ilk oyunu olması idi. 1982'deEgemen Bostancı'nın teklifi üzerine "Yedi Kocalı Hürmüz"de Kekeme berberi oynadı.Uzunca bir süre yalnız gazetecilik,karikatüristlik yaptıktan sonra Haldun Dormen'in Pangaltı'daki tiyatrosunda Necati Cumalı'nın "Her Evde Hır var"adlı oyununda görev aldı.Belli aralıklarla Maksim Gazinosunda şov yaptı. İki kez daha tiyatro kurma girişiminde bulundu.Venüs Tiyatrosu'nda Erol Günaydın ile birlikte Bit Yeniği- ni adapte edip "Bit Yeniğimi?"adı altında oynadı.Bir de Aksaray Köşe Başı Tiyatrosu'nda "Fehim Paşa konağı"nı sahneye koydu,Yedi Bela Rasim adlı kabadayı rölünüde üstlendi.Fehim paşa rölünü Mete İnselel oynadı.Salon Çevre Tiyatrosu sahibi Hasan Zengin'e aitti.1986 yılında Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nda çalışmaya başladı."Yanımdaki Yatak "adlı oyun bir dram sayılırdı ve orada ilk kez ciddi,dramatik bir rol oynadığı için çok mutluydu.Seyirci ilk kez kendisine gülmüyordu.1 Mayıs1988 yılında Dünyalar adlı oyunu oynadıktan sonra ertesi gün çıkacağı Almanya turnesinin hazırlıklarını yaparken aramızdan ayrıldı.Sahnede öldü diyebiliriz.
Hadi Çaman Tiyatrosu'nda "Aziz Name"oyunu yönetti ve Dekorunu yaptı. Dormen Tiyatrosu'nda "Puntila ağa İle Uşağı Matti"dekorunu gerçekleştirmiştir. Çevre Tiyatrosu'nda Teknik ekiple çalışır,baş tekniksiyen Selahattin Ustayla dekorları bir fiil sabahlara kadar boyar çakardı.Tam bir teknoloji hastası idi en son çıkan çıhazları kendisine ve tiyatroya hemen alırdı. Eskilerin alaylı dedikleri bir oyuncu idi.Ama İsmail Dümbüllü, Muammer Karaca ve benzeri ustalarla,usta çırak ilişkisini,ölünceye kadar sürdü.
Film TV Çalışmaları
Uzunca bir süre,yani 1962 yılına kadar Yeşil çam'da çok sayıda filmde rol aldı.Muhterem Nur en sevdiği film Oyuncusudur. Çitlenbik adlı birkaç bölümlük filmde yoksul,iyi yürekli köylü tiplemesiyle dikkati çekti. Feryat Filminde sonra 1960larda Filiz Akın'la film çekti.Bir filminde Gönül yazarla yatağa gireceği için sık sık yıkanır Olmuştu. TV Çalışmalarını sıralamak mümkün değil.Çok sayıda program sundu. Tatlı Yiyelim Tatlı Konuşalım bunlardan biri yanlızca.Ahmet Üstel'in yazdığı parodilerde,özellikle Atılgan Ailesinde oynadı. Egemen Bostancı'nın müzikalleri televizyonda gösterildi. Bunlardan en renklisi Sezen Aksu Aile Gazinosu İdi.Yılbaşlarında skeçler yaptı.Televizyona tutkundu. Bilen Şöför Kazanıyor Halit Kıvanç ile birlikte,uzun yıllar sundu.Bu programda moral hocası oluyordu .Soruları Halit Kıvanç soruyordu.
Gazetecilik-Karikatüristlik
1947de Her Gün gazetesinde Karikatürist olarak çalışma hayatına atıldı.Sonra sırası ile Vatan ,Yeni Sabah, Milliyet ve çeşitli dergilerde karikatür çizdi. Karikatüristlik-Gazetecilik hangisi esas mesleğim bilemiyorum Derdi.Tiyatroculuk ve gazetecilik kızları gibiydi.Dizi halinde yıllarca süren çizimlerinden bazıları: Cafer'le Hürmüz (Münir Özkul-Heyacan Başaran'dan esinlenerek.) Taş Arabası,Yuki (Orhan Boran'nın radyodayarattığı Tipi dergi olarak çizdi.)
1958 yılında ,Yeni Sabahta Gazetesinde çalışırken ,bir hafta boyunca Medrano Sirkinde palyaçoluk yaptı. Teoman Orberk bu macerayı resimlerle ölüsüzleştirdi. Bir Başka Dünya adı altında Sirkteki günlerini Kaleme alıp, karikatürledi.
Anıları Nalıncı Keseri yada Ben Bir yalancıyım adlı bir kitapta topladı. Ölümünden sonra Delikır ile Kırmızı başlıklı seyirci adı altında Füsun Erbulak tarafından kendi anıları ıle birlikte bastırıldı. Bir de bilgi yayın evinin bir çocuk kitabında bu anılardan Füsun Erbulak tarafından alıntılar yapıldı. Uçuç Böceği ile Delikır Kiracı ve Taş Arabası adı altında karikatürlü yazılarını içeren iki kitabı Parantez yayınlarından çıktı. Şu ara Yalvaç Ural kapsamlı bir albümünü hazırlamakta. Ödülleri:
Altan Erbulak 'ın gazetecilik ve karikatürlerinden ötürü çok sayıda ödülü var.Oyunculuktan İlhan İskender ödülünü Küçük Sahnede oynadığı İkinci Baskı'daki Canavar Cafer rolü ile.(Buradaki kabadayıyı Kahvedekilerle sohbet ederek çalışmıştı. Sustalının nasıl açılıp kapanacağını öğrenmek istediğinde,kendisine Dersi veren kabadayı, Olmadı,demiş.Bunu açınca kapatmayacaksın.)
Ekspres Altın Heykel 1969
Ekspres Altın Heykel 1970
Ekspres Altın Heykel-Yılın en iyi erkek tiyatro sanatçısı 1971
İsmail Dümbüllü 1982-1983 yılının en başarılı sanatçısı
Gazeteciler Cemiyeti- Türk Spor yazarları Derneği
Spor Yazılarında 25.Yıl 1971

[SIZE="3"]Necdet Konak ( 23.12.1957)- (19.07.2004)[/SIZE]
23 Aralık 1957de Amasyanın Taşova ilçesinde doğan Konak, küçük yaşlarda
karikatür çizmeye başlamıştı. İlk ve ortaöğreniminin ardından Ankara Ticaret
ve Turizm Yüksekokulundan mezun olan Konak, sırasıyla Başbakanlık Özel
Kalem Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunda
görev almıştı. Son 6 aydır da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlık
Müşaviri olarak görev yapıyordu.
Konak, son 10 yıl Bosna Hersek ile ilgili yaptığı faaliyetlerle de dikkat çekti. Yardım çalışmaları, kültürel etkinlikler, karikatür çalışmalarıyla Bosnalı Müslümanların haklı davalarına uluslararası düzeyde destek verdi. Bosna konusunda gerçekleştirilen konferans, panel ve seminerlerde hem katılımcı hem de organizatör olarak yer aldı.
Bosna Hersekin efsane lideri Aliya İzzetbegoviçin hayatını anlatan ve yayınlandığında tüm dünyanın dikkatlerini çeken Aliya belgeselinin metin yazarlığını yaptı. Aliya İzzetbegoviç ve Cahar Dudayev çizgi romanlarını çizdi.
Kasım 2003te Aliya İzzetbegoviçin cenazesine katıldıktan bir hafta sonra
rahatsızlanarak hastaneye kaldırılarak tedaviye başlandı.
Konak, meslek hayatı boyunca pek çok kurum ve kuruluştan da çeşitli ödüller
aldı.
1990 yılında Türkiye Yazarlar Birliği yılın karikatüristi ödülü.
Milliyet Gazetesi Yılın karikatürü ödülü
17 Haziran 1989da Polatlı Onur belgesi.
Bazı dergilerin kuruluşunu gerçekleştiren Konak, pek çok dergi ve gazete de karikatür çizdi. Dinazor, Anadolu Gençlik Dergisi, Yörünge, Genç İstikbal, Mavikuş ve Filit bu yayınlardan bazıları.
Zaman Gazetesinin kuruluş yıllarında karikatürleri yayınlanan Necdet
Konak, uzun zamandan beri de Milli Gazetenin birinci sayfasında ülke ve dünya
gündemini kendi penceresinden değerlendiren karikatürleri çiziyordu.
Uzun süredir İbn-i Sina Hastanesinde kanser tedavisi gören karikatürist Necdet Konak 19 Temmuz 2004 günü sabah saatlerinde Hakkın rahmetine kavuştu.
Yaklaşık bir yıl önce yakalandığı ağır hastalık nedeni ile çizimlerine ara veren Konak, bu süre içerisinde hastalığını atlatabilmek için yoğun bir tedavi gördü. İbn-i Sina Hastanesinde süren tedavi boyunca kanser hastalığını yenmeye çalışan Konak, bu süre içerisinde tedaviye olumlu cevap vermişti. Ancak aniden rahatsızlanan Konak, sabah saatlerinde gözlerini dünyaya kapattı. Konakın vefatı üzerine bir yıllık rahatsızlığı süresince hastanede kalarak eşine sürekli destek olan Birtanem Konak ve çocukları Burak ile Berk zor anlar yaşadı.

[SIZE="3"]Şahap Ayhan[/SIZE]
Gerçek adı Ali Şahabettin Ayhan olan sanatçı, yazıp çizdiği çizgiromanlarında kullandığı imzasıyla "Şahap Ayhan" olarak tanındı.
1926 yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. İlkokulu Üsküdar Ravza-i Terakki Mektebinde okudu. Öğrenimini Üsküdar Paşakapısı Ortaokulu ve Haydarpaşa Lisesi'nde devam ettirdi. Yüksek öğrenimini İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde 2 yıl Tarih bölümü, Felsefe, Coğrafya, Sanat Tarihi bölümlerinde birer yıllık öğrenciliğin ardından tamamladı.
İlk çizgiromanı Mahmut Şevket Beşincinin yazdığı "Pire Nuri Cumhuriyet Bayramında", 1944'de Mehmet Faruk Gürtuncanın yayınladığı Afacan Çocuk Sesi dergisinde yayınlandı. Ardından aynı dergiye "Pire Nuri Karaborsacılar Peşinde" ve "Pire Nuri'nin Yaramazlıkları" adlı çizgiroman serilerini çizdi. 1946 yılında "Yarın" gazetesinde ressam olarak çalışmaya başladı .
1947 yılında Çocuk Sesi dergisine "Kralın Hilesi", Çocuk Haftası dergisine Ayhan Erer'le birlikte "Atilla Geliyor", ardından "Atilla'nın Ölümü", "Arslan Yüreği" gibi eserler hazırladı.
Bir Şahap Ayhan karesiKırklı yılların sonunda üniversiteyi bitirip yedek subay olarak askere giden Şahap Ayhan, 1950 yılında askerlik görevini tamamlayıp Babıali'ye çizer olarak döndü. Memleket, 101 Roman, Vatan, Yeni Sabah, Ceylan, Hür Anadolu, Sabah, Tercüman, Son Havadis, Tercüman Çocuk, Türkiye, Türkiye Çocuk, Çocuk Haftası gibi dergi ve gazetelere çizgiromanlar, yazı resimlemeleri, tarihi tablolar hazırladı.
1950 yılında Mustafa Kızıltan'ın "101 Roman" adlı haflalık çocuk dergisine "ZIU'nun Maceralari", ve "Kara Kamçının Serüvenleri" adlı ilk Türk bilimkurgu çizgiromanlarını yazıp çizdi.
1953 yılında ilk tek kahramanlı Türk çizgiroman dergisi Köroğlu'nu Galip Bülkatla birlikte çizdi, Köroğlu'nun yayını 40 sayı sürdü.
1952 yılından başlayarak Yeni Sabah Gazetesi'nin çizgiroman ilavesine "Resimle İstiklal Savaşı", "Baltacı ve Katerina", "Safiye Sultan", "Kleopatra", "Çiçi", gibi çok sayıda çalışmalar yaptı.
1955 yılında Ceylan dergisinde "Karabulut Kargalar Ülkesi", "Karabulut Gökleri Yenen Adam" gibi çizgiromanları derginin arka sayfasında renkli olarak basıldı.
Çok üretken bir çizerimiz olan Şahap Ayhan, Kazanova, Don Juan, Denizaltı Korsanları, Arzın Merkezine Seyahat, Dede Korkut, Alpaslan, Şeyh Şamil, Rasputin, Kara Orkun, Kara Pelerin, Akbulut, Tengiz, Hacı Bektaş-ı Veli, Gazavatlı Hayreddin Paşa gibi çeşitli konularda çizgiromanlar yaptı. Bilimkurgu tarzı çizgiromanlar hazırlamasında, ünlü çizer Alex Raymond'un Türkiye'de "Baytekin" adıyla yayınlanan Flash Gordonun okunup sevilmesinde büyük rolü oldu. Çizgiromanlarda ışık ve gölgeyi en iyi kullanan çizerimizdir.
[SIZE="3"]Semih Balcıoğlu[/SIZE]

1928 İstanbul doğumlu. Işık Lisesi ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Bölümü'nü (1952) bitirdi. İlk karikatürü, mizah dergisi Akbaba'nın "Genç Fırçalar" sayfasında çıktı (1943). Taş ve İlhan Selçuk'la birlikte Taş-Karikatür dergilerini yayımladı; Çarşaf ve Çivi dergilerini yönetti. Akşam, Vatan, Hürriyet, Dünya, Tercüman, Politika, Yeni Yüzyıl gazeteleri ile Akbaba, Taş, Karikatür, Taş-Karikatür, Özgür İnsan, Yankı, Çarşaf, Çivi gibi dergilerde çizdi. 1969'da iki arkadaşıyla birlikte Karikatürcüler Derneği'ni kurdu ve üç kez bu derneğin başkanlığını yürüttü (1970-72, 1975-76, 1978-79); 1996'da derneğin onursal başkanı oldu. 1973-79 yıllarında Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın genel başkanlığını yürüttü.
Türkiye'de üç boyutlu karikatürü gerçekleştiren ilk sanatçıdır. Bugüne kadar yedisi yurtdışında olmak üzere (Skopje 1972, Paris 1975, New Castle 1978, Frankfurt 1981, Melbourne, Sidney, Canberra 1994) toplam 67 kişisel sergi açtı. Yapıtları Tolentino, Gabrovo, Basel ve Varşova'daki karikatür müzelerinde yer almış, Almanya'da Wilhelm-Busch Karikatür Müzesi'nde sergilenmiştir.
Meslek yaşamında yurtiçi ve yurtdışında 41 ödül kazandı. Gümüş Güvercin (Skopje), Altın Madalya (Pescara), Altın Palmiye, Gümüş Hurma (Bordighera), Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü, Abdi İpekçi Barış ve Kardeşlik Ödülü, Tüyap Şükran Ödülü, Karikatür Vakfı Onur Ödülü bunlardan birkaçıdır. Gabrovo Mizah Evi'nin yaptığı oylama sonucu dünyanın 106 çizerinden biri olarak kabul edilen Balcıoğlu'nun Güle Güle İstanbul adlı kitabı, İtalya'nın Pescara kentinde yapılan uluslararası karikatür kitapları yarışmasında birinci oldu.
1952'den itibaren yayımladığı karikatür kitaplarının sayısı 19'dur. Başlıca kitapları şunlardır: Yazısız Çizgiler (1972), 50 Yılın Türk Mizah ve Karikatürü (1973; Ferit Öngören'le), I. MC (1978), Güle Güle İstanbul (1979), Cumhuriyet Dönemi Türk Karikatürü (1983), Gözüm Görmesin (1985), Karikaturgut (1990), Galeri Çiller (1993), Hacı-Bacı (1996).
Evli olan Semih Balcıoğlu'nun bir kız çocuğu vardır.
Balcıoğlu, 1999 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Burhan Felek Basın Hizmet Ödülünü aldı. 15 Ocak 2002 tarihinde Mimar Sinan Üniversitesince Onursal Doktor unvanı verilen Balcıoğlu, Basın Şeref Kartı sahibiydi. 27 Ekim 2006 Cuma günü vefat etti.
[SIZE="3"]Savaş Dinçel[/SIZE]
Doğum Tarihi 1942
Boy 180
Kilo 77
Göz Rengi Kahverengi
Yabancı Dil İngilizce
Sinema Filmleri ve Yönetmenleri
Hababam Sınıfı (Ertem Eğilmez)
Aşık Oldum (Ertem Eğilmez)
Merdoğlu Ömer Bey (Yusuf Kurçenli)
Kızlar Sınıfı (Ümit Efekan)
Ağır Roman (Mustafa Altıoklar)
Ateş Böceği (Avni Kütükoğlu)
Çözülmeler (Yusuf Kurçenli)

TV Yapımları ve Yönetmenleri
Sinekli Bakkal (Ayberk Çölok)
Çemberler (Yusuf Kurçenli)
Azmi (Tunç Başaran)
Kurtuluş (Ziya Öztan)
Cumhuriyet (Ziya Öztan)
İttihat ve Terakki (Ziya Öztan)
Üç İstanbul (Feyzi Tuna)
Bizi Güldürenler (Tunç Başaran-Yavuzer Çetinkaya
Tunca Yönder)
[SIZE="3"]Özgeçmiş[/SIZE]
İstanbul''da doğdu. İstanbul Lisesi ve İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümünde okudu. 1962 yılından beri oyunculuk yapıyor. Münir Özkul Tiyatrosu, AST Ali Poyrazoğlu Tiyatrosunda çalıştı. Ama esas olarak Şehir Tiyatrolarında çalışmaktadır.
X

1942 yılında İstanbul'da Fatih'te doğdu. Koca Ragıp Paşa İlkokulu'nda, İstanbul Erkek Lisesi'nde ve İstanbul Belediyesi Konservatuarı Tiyatro bölümünde okudu. Tiyatro Bölümünde okurken tiyatrodan başka çizerliğe merak saldı. Amatör tiyatroculuğun yanısıra karikatürü de amatör olarak sürdürdü. İlk kez İstanbul Şehir Tiyatroları'nda profesyonel oldu. Sırasıyla Münir Özkul Tiyatrosu, Ankara Sanat Tiyatrosu, Gen-Ar Tiyatrosu, yeniden İstanbul Şehir Tiyatrosu, Miyatro Vatandaş Tiyatrosu'nda çalıştı, yine Şehir Tiyatrosu'nda çalışırken 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasasıyla Şehir Tiyatroları'ndan uzaklaştırıldı. Bir süre tiyatroya ara verip GÜM'de (Güldürü Üretim Merkezi) profesyonel karikatür çizeri olarak çalışmaya başladı. Tekrar tiyatroya dönünce karikatür ve afiş çalışmalarına tiyatroyla birlikte devam etti. Üç yıl Günaydın gazetesinde TONTON adlı bant karikatürü çizdi. Bu arada Şan Müzikholü'nde ve Ali Poyrazoğlu Tiyatrosunda çalıştıktan sonra, önce konuk olarak sonra da Danıştay kararıyla Şehir Tiyatroları'na geri döndü. Şimdi orada Oyuncu-Yönetmen olarak çalışıyor. Bunun yanısıra afişçilik (amatör) ve çizerliğini sürdürüyor. Daha önce iki karikatür sergisi açtı. "Çizgilerle Nazım Hikmet" adlı çizgi roman türünde el yapımı bir kitabı var, ama bu kitap müsadere edilip Seka fabrikasında hamur haline getirildiği için ortalıkta yok.
ESERLERİ
Çok Sesli
Savaş Dinçel
Pan Y
Basından
Gazete ve dergi sayfalarında pek sık olmasa da müzik karikatürlerine rastlarız. Saçı başı dağılmış, elinde bastonuyla bir orkestra şefi simgesi olmuştur bu karikatürlerin.
Karikatür kitapları son dönemde oldukça ilgi gören bir tür halini aldı. Toplumsal ironiyi en iyi anlatan karikatürün müziğe bakışını görüyoruz. Tan Oral'ın Sus ve Dinle'si ile Savaş Dinçel'in Çoksesli'sinde. Tan Oral, toplumun müzikle ilgisini karikatürleştirmiş kitabında. Müziğin gelişimi ve değişik sınıflarda algılanışı çıkış noktası olmuş. Tabii bir de müzik tutkusu. "Müzik ve müzikçilerin dışında, yaşamımda başka bir şeye pek de imrendiğim söylenemez. Hiçbir şey de, sıkıntılı zamanlarımda müzik kadar beni avutmamıştır, belki çizmek. Yaşamımı dolduran diğer bir uğraştır çizmek. İkisinin çakışması bu durumda kaçınılmazdı." Savaş Dinçel karikatürist ve tiyatro sanatçısı. Onun da yaşamının diğer bir tutkusu müzik. Dinçel daha çok müzikçilerini anlatmış Çoksesli kitabında
(Osman Giritli, Hürriyet, 10 Şubat 1991)
[SIZE="3"]Suat Yalaz[/SIZE]
Doğum Tarihi - 1932 / Kırşehir, Çiçekdağ
Suat YALAZ, 1932 yılında Çiçekdağ'da doğdu. Memur çocuğu olduğundan, çocukluk ve ilk gençlik yılları Denizli, Adana, Kayseri illerinde geçti. ilk karikatürleri Kayseri'de, günlük Erciyes Postası'nda yayınlanıp iki buçuk liraları aldığı zaman henüz 16 yaşında bir ortaokul öğrencisiydi. Yüksek tahsilini İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nü bitirerek tamamladı. Öğrencilik yıllarında günlük gazete ve haftalık mizah dergilerinde yeni akımın genç karikatüristlerinden biri olarak dikkat çekti.
Yıl 1954. Dönemin önemli gazetesi Vatan'ın genç çizerler için buluşma noktası olan odanın kapısına genç bir delikanlı gelir. Odada Bedri Koraman, Altan Erbulak ve Çetin Özkırım gibi usta çizerler oturur. Delikanlının elinde 'İkizler Çiftliği' adını verdiği bir çizgi roman çalışması vardır. Üstatlar çizimlere bakar. Kareler kopyaya benzemektedir. Çünkü çok net çizgiler, bembeyaz kağıdın üzerinde durmaktadır. Güzel ama nereden kopya ettin diye sorarlar. Genç kendinden emin; kopya değil, ben çizdim der. İyi ama kurşun kalem izi bile yok, der Erbulak. Yanıt ustaları şaşkınlığa düşürür: Ne kurşun kalemi.Genç Suat Yalaz'dır. Dönemin usta kalemlerini şaşırtan çizgilere ulaşmasında hiçbir yönlendirme ve eğitim yoktur, çünkü Suat Yalaz'da doğal bir yetenek vardır. Yıllar sonra Erbulak, o gün, Onu denemek için bir at çizmesini istediklerini Yalaz'ın atı çizmeye ön ayaktan başladığını sık sık arkadaş toplantılarında anlatmıştır.
Aslında bu olay Yalaz'ı ilk defa başına gelmiyordur. Adana'da henüz 14 yaşındayken bir büyüğü resim yeteneğini görüp onu yerel bir gazete olan 'Türk Sesi'ne götürür. Çalışmalarını gören yetkili bir çizimlere bir de Yalaz'a bakar ve Nereden kopyaladın' diye sorar. Yalaz yanıt vermeden karikatürlerini aldığı gibi gazeten çıkar. Babasının tayini Kayseri'ye çıkar. İki yıl sonra karikatürleri Erciyes Postası'nda yayınlanmaya başlar.
Çeşitli gazetelerin köşelerinde Suat YALAZ imzalı çizgi roman kahramanları görülmeye başlandı. Bunlardan biri de Karaoğlan'dı. Karaoğlan 1960 yılında yayına başladı. Ancak Yalaz'ın 'Karaoğlan'ın öncülü olan 'Kaan' adlı kahramanı 1959'da doğdu. 1959 yılında Akşam gazetesi Aptullah Ziya Kozanoğlu yazdığı yeni öykü Kızıl Tuğ için bir çizer aranır ve Yalaz bulunur. Kızıl Tuğ birkaç ay sürer ve Yalaz'ın yeri sağlamlaşır. Kızıl Tuğ'un sonunda Kaan'ın doğumu müjdelenir. Ancak Yalaz ile Kozanoğlu Kaan konusunda çok anlaşamaz. Yalaz, Kozanoğlu ustanın metinlerini değiştirmeye başlar. Tartışma uzar, en sonunda Kozanoğlu sinopsis vermeye başlar, Yalaz'ı serbest bırakır. Kaan beş serüven devam eder. Kozanoğlunun 1960'da Akşam'dan ayrılmasıyla sona erer. Ancak Kaan, Yalaz sinopsis üzerinden çalışmaya başladığı dönemden sonra 'Karaoğlanlaşmaya' başlamıştır.
1960'ta AKŞAM Gazetesinde yazıp çizmeye başladığı KARAOĞLAN çizgi romanının büyük ilgi görmesi ona, hem basında yayıncılık (KARAOĞLAN, SALINCAK, KORKU Dergileri) hem de en büyük tutkusu olan sinema alanında yapımcılık ve yönetmenlik kapılarını açtı.
Karaoğlan 1965 yılında filme alındı ve yönettiği Karaoğlan filmiyle Suat YALAZ da sinemaya adım attı. Gerçekten de Suat Yalaz'ın unutulmaz kahramanı Karaoğlan Türk çizgi romanının sinemada atağa geçişinin miladını oluşturur. Yalaz çizgileri ve öyküleriyle, bu miladın gerçek kahramanıdır. Karaoğlan 60'ların ilk yarısında çizgi roman kitapları piyasasını kasıp kavuran Esse Gesse'nin Teksas (Il Grande Blek) ve Tommiks (Capitan Miki) çizgi romanlarıyla yarışacak düzeyde ilgi gördü. Karaoğlan piyasadaki İtalya egemenliğini bir anlamda sarsıp, yerli üretim çizgi romanların müstakil dergilerle başarılı olabileceğini göstermişti.
Suat Yalaz'ın resme doğal yeteneği bir yana, onun asıl merakı çocukluğundan beri sinemadır. Yalaz çizgi romandan kazandığı parayı sinemaya yatırmaya karar verir ve sinema macerası başlar. İlk film Altay'dan Gelen Yiğit' 1965 yılında tamamlanır. Yalaz dönemin tüm jönlerinin peşinde olduğu Karaoğlan rolünü tanımamış bir isme Kartal Tibet'e verir. Kendi firması adına 8 film yaptıktan ve Yeşilçam'da 10 yıldan fazla süren bir tarihi macera filmleri dönemini başlattıktan sonra Kartal TİBET ile yolları ayrılır.
Yalaz'ın Kartal Tibet ile yollarını ayırıp sinemayı bırakması genelde yanlış bilinir. Tibet'in Yalaz'ın ona önerip reddettiği film yedinci Karaoğlan filmi değil, Yüzbaşı Kartal adlı Almanya, Fransa ve Türkiye ortak yapımı bir casusluk filmidir. Tibet bu filme hayır der, ama Yalaz yapımcılar ve dağıtımcılar ile anlaşma yapmış, parasını bu filme yatırmıştır. Tasını tarağını toplar ve 1970'de Fransa'ya gider.
Paris'te KARAOĞLAN çizgi romanlarını 7 yıl süreyle Fransızca olarak yayınlatır. Ve, Paris'i mekan tutar. Türkiye'yle bağlantısını hiç kesmez. Hem Avrupa'nın ünlü yayınevleriyle, hem de ülkemizin en büyük gazeteleriyle çalışmalarını sürdürür...
Yarım yüzyıldan sonra YOKUŞa emek veren Suat YALAZ 2001 yılında Basınla ilgili çalışmalarına son verdi. 2002 yılı Yılın Karikatürcüsü Ödülünü aldı. Artık ektiklerini biçmek, bütün eserlerini toparlamak ve yeniden düzenli olarak yayınlamak istiyor. Kendi yayınevinde Karaoğlan sonrası günlük gazetelere yaptığı Son Osmanlı, İslam Tarihi gibi çalışmaları daha yeni yayımlamaya hazırlanıyor. Çok sevdiği sinemayla ilgili olarak da KARAOĞLAN ve YANDIM ALİye TV için dizi film senaryoları yazıyor. Bunun yanında KARAOĞLANa bir yabancı firma ortaklığında sinema filmi yapılması için girişimleri var. YALAZ, kendisi gibi Akademi'li olan bir hanımla evli, Olcayto ve Kaan adlı iki oğul babasıdır.

[SIZE="3"]Tan Oral ( 1937)[/SIZE]
1937 yılında Merzifon'da doğdu. Öğrenimini kent kent dolaşarak tamamladı. Güzel Sanatlar Akademisi'ni Mimar olarak bitirdi. Aynı okulda üç yıl Yapı ve Meslek kürsüsü asistanı olarak çalıştı. Daha sonra mimarlık ve eğitimi ile ilişkisini keserek tümü ile karikatür, film, çizgi film uğraşlarına yöneldi. Kısa film dalında "Cumartesi Pazar" adlı çalışma ile 1969'da ve "Sansür" adlı film ile de 1970'de çizgi film dalında Büyük Ödül kazandı. 1978 ve 1984'de Üsküp'te, 1983'te Tokyo'da ödül aldı. 1980-85 yılları arasında Çağdaş Gazeticiler Derneği tarafından beş kez "Yılın Gazetecisi" seçildi. Türkiye Sanatçılar Birliği'nde ve yedi yıl da Karikatürcüler Derneği'nde yazman ve başkan olarak yöneticilik görevinde bulundu. Mimar Sinan Üniversitesi UESYO'da 1980-84 yılları arasında çizgi film dersleri verdi.Yurt içinde açtığı çok sayıdaki karikatür sergisinin yanısıra, Almanya Darmstad ile Münih'te, Yunanistan'da Rodos ile Atina'da ve Kıbrıs'ta eserlerini sergiledi. Karikatürleri çeşitli dergilerde ve günlük olarak da Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmaktadır.
ESERLERİ
"Böyük Türkiye", "Sansür", "İki Minik Kentli", "Gözağrısı", "Sus ve Dinle" adlı kitapları vardır.

_________________


Hadi sev(sene) beni...

Kırık düşlerimi al(sana)...Yıkık hayallerimi...

Sen hangi şehrin hangi semtinde hangi sokağındasın şimdi...

Paket yapıp göndereyim sana hislerimi. Hadi al aç(sana)...

Anlayabilirsen anla(sana) beni... çöz(sene)...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ÜnLü KarikatüristLer
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Filmlerdeki Frikikler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ankara Team Genclik FoRuM :: AnaSayfa :: Eğlence :: Komik Şeyler :: Karikatürler-
Buraya geçin: