AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» 21 ONLİNE FİLM İZLE
Cuma Tem. 02, 2010 12:53 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» AŞK DERSİ ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:51 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» KASABANIN YENİSİ ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:44 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» DOĞMAMIŞ ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:41 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» KÖR NOKTA ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:39 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» GERİLİM HATTI ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:34 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» SİZİ SEVİYORUM ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:31 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» KIZLAR BİRLİĞİ ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:28 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» ROMANTİK KOMEDİ ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 1:24 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» KAMPÜSTE ÇIPLAK AYAKLAR ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 12:55 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

» METRODAN KAÇIŞ ONLİNE FİLM İZLE
Salı Haz. 29, 2010 12:48 pm tarafından ExTRa_CaRaMeL

Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En iyi yollayıcılar
SoNBaHaR (121)
 
`KaЧıp GüL (45)
 
BoRa (39)
 
ExTRa_CaRaMeL (24)
 
iDiL (16)
 
Swarthy" (4)
 
qhYSeM (1)
 
Asli (1)
 
Lucky Star (1)
 

Paylaş | 
 

 HayırLı CumaLar

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
BoRa
Admin
Admin
avatar


MesajKonu: HayırLı CumaLar   Cuma Ocak 01, 2010 7:47 pm

Cum'a Arapça bir isim olup,
"toplanma, bir araya gelme, toplu dostluk" anlamlarına gelir. Sözlükte
cumua ve cumea şeklinde de okunur. Bir terim olarak perşembe günü ile
cumartesi arasındaki günün adı olduğu gibi, aynı gün öğle vaktinde
kılınan iki rekat farz namazın da adıdır. Cum'a gününe, müslümanların
ibadet için mescidde toplanmaları sebebiyle bu isim verilmiştir
(Zebidî, Tâcu'l-Arüs, V, 306; Kurtubî, el-Câmi'li Ahkâmi'l-Kur'ân,
XVIII, 97, 98).

Hafta günlerine İslâm'dan önce
verilen isimler şimdiki isimler olmayıp cum'a gününe "yevmu'l-arube"
denirdi (Kurtubî, Tefsir, XVIII, 99). Süheylî'ye göre bu isim süryânîce
olup "rahmet" manasına gelmektedir. Cum'a'dan sonraki günler de "şeyar:
cumartesi", "evvel: pazar", "ehven: pazartesi", "cebar: salı", "debar:
çarşamba", "mûnes: perşembe" idi. Araplar'da günlerin bu eski
isimlerinin ne zaman değiştirildiği konusunda şu bilgiler vardır; Arûbe
yerine cum'a adını veren, bir rivayete göre Hz. Peygamber'in (s.a.s.)
dedelerinden Ka'b İbn Lüeyy'dir. İbn Sîrîn'den gelen bir başka rivayete
göre de bu ad cum'a namazı henüz farz kılınmadan evvel Medine'de
bulunan müslümanlar tarafından verilmiştir. İbn Sîrîn'in rivayeti
şöyledir: "Hz. Peygamber (s.a.s.) Medine'ye hicret etmeden ve cum'a
ayeti nazil olmadan önce Medineliler cum'a namazı kılmışlardı." Ensâr:
"Yahudilerin bir günü var, her yedi günde biraraya toplanıyorlar,
hristiyanların da öyle. Bizim de bir toplanma günümüz olsun, o günde
Allah'ı zikredelim; şükredelim." dediler. Bunun üzerine: "sebt:
cumartesi günü yahudilerin, ahad: pazar günü hristiyanların, o halde
bunu arube: günü yapalım." demişlerdi. Bu suretle Es'ad İbn Zürâre'nin
yanında toplandılar, Es'ad b. Zürâre (r.a.) onlara iki rekat namaz
kıldırdı ve vaaz etti. Toplandıkları ana "cum'a" adını verdiler. O da
onlara bir koyun kesti, ondan kuşluk ve akşam vakti yediler. Daha
sonraları da cum'a ayeti nazil oldu (Cum'a Suresi, 62/9)

İbn Hazm da: "Cum'a ismi, İslâmî
olup, İslâm'dan evvelki günlerde kullanılmazdı. Câhiliyye devrinde o
güne arube denilirdi. İslâm döneminde o gün namaz için toplanıldığından
"cum'a" ismi verilmiştir." der. İbn Huzeyme'nin Selmân-ı Fârisî'den
yaptığı bir rivayete göre, bir defa Peygamberimiz (s.a.s.) Selmân'a:
"Selmân, sen Cum'ayı ne zannediyorsun?" diye sorunca o da: "Allah ve
Rasûlü daha iyi bilir." der. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.s.) "Senin
atan Âdem (a.s.)'in yaratılışı işte o gün oldu, yani vücudunun bütün
parçaları o gün bir araya getirildi." buyurmuştur. Ebu Hüreyre'den
rivayet edilen başka bir hadiste de: "Üzerine güneş doğan günlerin en
hayırlısı Cum'a günüdür: Âdem (a.s.) o gün yaratıldı, o gün Cennet'e
girdi, yine o gün Cennet'ten çıkarıldı. Bir de kıyamet Cum'a günü
kopacaktır." buyurulmuştur. (Müslim, Cumua, 5) Diğer bir rivayette de,
yukardaki sözlere ilâveten şu cümleler yer almıştır: "..O gün tövbesi
kabul olundu ve o gün vefat etti. Kıyamet de o gün kopacaktır. İns ve
Cin'den başka hiçbir mahluk yoktur ki, Cum'a günü tan yeri ağardıktan
gün doğuncaya kadar -kıyamet belki bu gün kopar korkusu ile- kulak
kabartmasın. Bir de o günün içinde öyle bir saat vardır ki, hiçbir
müslüman kul tesadüfen o esnada namaz kılıp Allah'tan bir hacetini
dilemez ki, onu Allah O'na vermesin. "

İbn Hacer'e göre Cum'a Mekke'de farz
olmuştur. Fakat müslümanların azlığı ve açıktan namaz kılacak derecede
güçlü olmamaları nedeniyle Mekke'de Cum'a kılmak mümkün olmamıştır.
Ancak şartlar tahakkuk etmeden Cum'anın farz kılınması garip
görünmektedir. Bu nedenle diğer âlimler, Mekke'de Cum'a için sadece
izin verilmiş olabileceği kanaatindedirler. İbn Abbas'ın şu rivayeti de
bu görüşü desteklemektedir: "Rasûlullah (s.a.s.), hicret etmeden önce
Cum'a namazının kılınması için izin verilmiştir. Fakat Mekke'de Cum'a
kıldırmaya gücü olmadı. Onun için, daha önce Medine'deki müslümanlara
İslâm'ı öğretmek için gönderilmiş olan Mus'ab İbn Umeyr'e mektup
yazarak: "Yahudilerin açıktan Zebur okudukları güne bak, siz de
kadınlarınızı ve oğullarınızı toplayın da zeval vaktinden sonra Allah'a
iki rekat (namaz) ile takarrub edin." Bu emir üzerine Mus'ab, Medine'de
ilk Cum'a kıldıran kişi olmuştur. Bu görevi Peygamber Medine'ye
gelinceye kadar sürdürmüştür." (Suyütî, ed-Dürru'l-Mensûr, VI, 218,
Dâre Kutnî'den naklen: İbn Sa'd, Tabakat, III, 118). Mus'ab (r.a.)'ın
Cum'a namazı kıldırdığı ilk cemaatin sayısı, oniki idi.

İbn Hacer'in Cum'a namazının Mekke'de
farz kılındığı halde, orada kılınmayışını sayı azlığına bağlanmasının
geçerli olabilmesi ihtimali uzaktır. Çünkü Cum'a namazının
kılınabilmesi için kırk kişinin varlığı gerekecek olsa bile, bu sayıda
müslüman o tarihlerde bir araya rahatlıkla gelebilirdi. Ancak Cum'a
namazının açık kılınması gereği ve Rasûlullah ile müslümanların o
sıralarda gizlenmiş bulunmaları nedeniyle kılamamış olmaları
düşünülebilir. Kanaatimize göre bu, sıradan bir izin olarak da
değerlendirilemez. Çünkü Yüce Allah'ın ve Rasûlü'nün izinleri bile emir
gibi uyulması gerekli hükümlerdir. Özellikle bu konu ibadetlerle ilgili
olursa emir durumu daha güçlüdür. Bu konuda cihada izin veren (el-Hacc,
22/39) ayetini gözönünde bulundurabiliriz.

Diğer taraftan Cum'a namazının
farziyetini bildiren ayet (Cumâ, 62/9-11) bilindiği gibi Medine'de ve
Hicret'ten sonraki yıllarda nazil olmuştur. Bu durum ise bizlere
abdestin farziyeti ile ilgili ayetin nüzulünü hatırlatmaktadır. Namaz
için abdest almak bilindiği gibi peygamberliğin ilk dönemlerinde farz
kılındığı halde, ilgili âyet daha sonraları Medine'de nazil olmuştur.
Demek oluyor ki bazı hükümler teşrî edilirken, ilgili olan âyet, daha
sonra inmiş olabilir. Bu, hükmü pekiştirmek için olabildiği gibi, nüzül
için gerektirici bir münasebete kadar bekletilmesi ve böylece daha
etkileyici bir hal alması hikmetine de dayalı olabilir.

Cum'a'yı ilk kıldıranların Es'ad İbn
Zürâre ile Mus'ab İbn Umeyr oldukları hakkındaki rivâyetlerin arasını
birleştirmek gerekirse; Mus'ab'ın, Medine'nin merkezinde ve
Peygamber'in (s.a.s.) emri üzerine Cum'a namazı kıldırdığı; Es'ad'ın
ise Medine yakınında bir yerde ve Peygamber'in (s.a.s.) emri gelmeden
kıldırdığı söylenebilir. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kıldırdığı ilk Cum'a
namazı, Ranuna' denilen yerde Sâlim İbn Avf mescidindedir. Hz.
Peygamber (s.a.s.) Medine'ye hicret buyurduğunda ilk olarak Kuba'da Amr
İbn Avfoğullarına misafir oldu. Orada pazartesi, salı, çarşamba ve
perşembe günleri kalıp, Kuba Mescidi*nin temelini attı; sonra Cum'a
günü Medine'ye gitmek için yola çıktı. Benu Sâlim yurduna gelince Cum'a
namazı vakti girmişti. Orada hutbe okuyup ilk defa Cum'a namazını
kıldırdı. Bu, Hz. Peygamber'in kıldırdığı ilk Cum'a namazıdır. Cum'a'yı
farz kılan âyet bundan önce nâzil olmuştur. Medine haricinde ilk Cum'a
namazı kılınan yer de Bahreyn'de "Cevâsa" da Abdi Kays Mescidi'dir.

İslâm'da Cum'a gününün dünyanın
başlangıcına, sonuna ve âhirete kadar uzanan bir yeri ve değeri vardır.
Diğer semâvi dinlerde de Cum'a gününe dikkat çekilmiş, fakat onlar bunu
terkederek başka günlere yönelmişlerdir. Ebû Hüreyre'den Allah
Rasûlû'nün şöyle dediği nakledilmiştir: "Bizler, bizden önce kitap
verilenlere göre en sonuncusuyuz. Kıyâmette ise en öne geçeceğiz.
Onlar, Allah'ın kendilerine farz kıldığı bu Cum'a gününde ihtilafa
düştüler. Allah onu bize gösterdi. Diğer insanlar bu konuda bize
uyuyorlar. Ertesi gün yahudilerin, daha ertesi gün ise
hristiyanlarındır. " (Buhârî, Cum'a, 1; Müslim, Cum'a hadis no: 856.
Müslim'in lafzı az farklıdır).

Yine Ebû Hüreyre'den şöyle dediği
rivâyet edilmiştir: "Rasûlullah (s.a.s.)'a Cum'a gününe niçin bu adın
verildiği sorulduğu zaman şöyle cevap vermiştir: "Babanız Âdem'in
yaratılışı o günde oldu. Kıyâmet o günde kopacak, yeniden dirilme ve
insanların hesap için yakalanması o günde olacaktır. Cum'a gününün üç
saatinin sonunda öyle bir an vardır ki, o anda dua edenin duası kabul
olunur. " (Ahmed b. Hanbel, İstanbul 1981, II, 311)

"Her kim Cum'a günü, cenâbetten gusül
eder gibi güzelce gusleder, sonra da ilk saatte yola çıkarsa bir deve
kurban etmiş gibi olur. İkinci saatte yola çıkarsa bir sığır kurban
etmiş gibi olur. Üçüncü saatte yola çıkarsa bir koç kurban etmiş gibi
olur. Dördüncü saatte yola çıkarsa bir tavuk kurban etmiş gibi olur.
Beşinci saatte yola çıkarsa bir yumurta tasadduk etmiş gibi olur. İmam
Cum'a namazı için iftitah tekbiri alınca melekler hazır olur, okunan
Kur'ân-ı dinlerler. " (Müslim, Cumua, 2, hadis no: 850)

Cum'a namazını terk edenler için de
hadis-i şeriflerde şu tehditler varid olmuştur: "Birtakım insanlar ya
Cum'a namazını terk etmeyi bırakırlar, yahutta Allah onların kalplerini
mühürler artık gafillerden olurlar. " (Müslim, Cumua, 12, hadis no: 865)

"Her kim önemsemediği için üç Cum'a yı terk ederse, Allah onun kalbini mühürler. " (Ebû Davûd, Salât 210)
"Bir kimse Cum'a günü gusleder,
elinden geldiği kadar temizlenir, yağ veya koku sürünür, sonra mescide
gider bulduğu yere oturur ve namazını kılar, hutbeyi dinlerse; geçen
Cum'a'dan o Cum'a ya kadar işlemiş olduğu günahları affolunur. "
(Buhârî, Cumua, 6)

Cum'a namazının farziyyeti Kitab,
Sünnet ve icmâ-i ümmet ile sabittir. Cum'a sûresinin dokuzuncu âyetinde
Cenâb-ı Allah şöyle buyurmuştur:

"Ey iman edenler, Cum'a günü namaz
için çağrıldığınız zaman, Allah'ı anmağa koşun; alış-verişi bırakın.
Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. "

İbn Mâce'de mevcut Hz. Câbir (r.a.)'den rivâyet edilen şu hadis, Cum'a'nın farziyyetinin sünnetle delilidir:
"Ey insanlar, ölmeden önce Allah'a
tövbe ediniz. (Başka işlerle) meşgul olmadan önce de sâlih ameller
işlemeye çalışınız. Allah'ı çokça zikretmek ve gizli ve açık olarak
çokça sadaka vermek suretiyle sizin ile Rabbiniz arasındaki bağı
güçlendiriniz. (Böyle yaparsanız) hem rızıklanırsınız. hem de (Allah
tarafından) hatırınız hoş tutulur. Şunu biliniz ki: Yüce Allah şu
bulunduğum makamda, şu günümde, şu ayımda ve şu yılımda sizlere
Cum'a'yı farz kılmış bulunuyor. Ve bu kıyâmete kadar böylece devam
edecek. Benim hayatımda, ya da benden sonra adaletli yahutta zâlim bir
imamı bulunduğu halde, onu hafife alarak yahut ta inkâr ederek kim
terkederse; Allah, onun iki yakasını bir araya getirmesin, hiç bir
işini mübarek kılmasın. Haberiniz olsun, böyle bir kimsenin ne namazı
vardır ne zekâtı, ne haccı, ne orucu ve ne de iyiliği Tâ ki tövbe
edinceye kadar. Artık kim tövbe ederse, Allah, onun tövbesini kabul
etsin. Şunu da biliniz ki: Hiç bir kadın bir erkeğe imam olmasın.
(Okuması düzgün olmayan bir bedevî) Arap, bir muhacirin önüne geçip
imam olmasın. Fâcir bir kimse de, kılıcından ya da copundan korktuğu
bir zorbanın kendisini zorlaması hali dışında da mü'min bir kimseye
imam olmasın. " (İbn Mâce, Sünen, İstanbul 1401, I, 343, Hadis no:
1081).

Hz. Peygamber'in Benu Sâlim yurdunda
kıldırdığı ilk Cum'a namazında cemaatin kırk veya yüz kişi olduğu
söylenir. Bu mescide sonradan "Mescid-i Cum'a" adı verilmiştir. Cum'a
âyetinin Mekke'de nâzil olduğu da ihtimal dahilindedir. Peygamber
(s.a.s.) Cum'a hutbesi için bir hurma kütüğü edinmiş, ensârdan bir
kadının aynı zamanda marangoz olan köleşinin ılgın ağacından yaptığı üç
ayaklı minber, mescide konuncaya kadar onun üzerinde Cum'a hutbelerini
okumuştur. Yeni minber gelip de Peygamber (s.a.s.) hutbe için üzerine
çıkınca eski hurma kütüğünden deve iniltisi gibi bir ses çıkmış,
Peygamber de inerek elini üzerine koyunca susmuştur. Bu hâdise Hz.
Peygamber'in bir mucizesi olarak "Cizu'n-nahle" adıyla meşhur olmuştur.

Peygamber (s.a.s.) camiye girince,
cemaata selam verir; minbere çıkınca, onlara döner ve ikinci bir
selamdan sonra otururdu. Bu oturuşa "Celsetu'l-istiraha" denir. Bilâl
ezan okumağa başlar; bitirince, Peygamber (s.a.s.) kalkarak hamd ve
senâdan sonra, vaaz ve nasihatı muhtevî bir hutbe okurdu. Bir müddet
oturduktan sonra tekrar kalkıp, ikinci hutbeyi de okur ve minberden
inerdi. Kamet getirildikten sonra iki rek'at olarak Cum'a namazını
kıldırırdı. Cum'a namazının ilk rek'atında ekseriyetle Cumu'a sûresini
ve ikinci rek'atta da Münâfıkun sûresini yüksek sesle okurdu. Cemaat en
fazla Cum'a namazında toplandığı için, Cumu'a sûresini okumakla, onlara
cum'a'nın âdâb ve erkânını öğretmiş ve Münâfıkûn sûresini okumakla da,
münâfıklardan sakınmaları lüzumunu ihtar etmiş oluyordu. Sonraları ilk
rek'atta A'lâ ve ikincide de Câşiye sûrelerini okuduğu rivâyet
edilmiştir.

Halife Hz. Ebû Bekir ve sonra Hz.
Ömer (r.a.) zamanında bu şekilde Cum'a namazı kılındı ise de; Halife
Hz. Osman (r.a.) zamanında şehrin nüfusunun arttığı ve halkın câmiden
uzak yerlerde ikâmet ettiği gözönünde tutularak, namaz vaktinin
geldiğini ilân için mescidin dışında bir ezan okutturulmağa başlandı.
Bu ezan Zavra'da okunuyordu. Hz. Osman'ın okuttuğu bu ezan (dış ezan)
diğer memleketlerde de okunmağa başlandı. Kendisinden seksen sene sonra
Hişam b. Abdu'l-Melik de bu dış ezanın hariçte, mesela Medine'nin
Zavra'sı gibi şehrin ortasında okunacak yerde, camiin minaresinde
okunmasını emretti.

Böylece kitap, sünnet ve icmai ümmet
ile sabit olan Cum'a namazı gücü yeten ve şartları kendinde bulunan her
mükellef müslümana farz-ı ayındır. İki rek'at olan Cum'a namazını
herhangi bir sebepten kılamamış olanlar, öğle namazını dört rek'at
olarak kılarlar.



HayırLı Cumalar ....

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.ankarateamgenclik.tr.gg
 
HayırLı CumaLar
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» HAYIRLI CUMALAR

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Ankara Team Genclik FoRuM :: AnaSayfa :: Özel Günler & Kutlamalar-
Buraya geçin: